HAKSIZ
REKABET AÇISINDAN İNTERNET ORTAMINDA AVUKATLIK MESLEĞİNİN İCRASI*
Yrd.Doç.Dr. Tekin MEMİŞ*
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte
ortaya yeni mesleklerin çıkmasının, yeni iş alanlarının oluşmasının
yanı sıra klasik mesleklerin icra edilmesinde de büyük değişiklikler
meydana gelmiştir. Bu gelişim ve değişim tabii olmakla birlikte ortaya yeni
sorunlar da çıkmaktadır. Özellikle mesleklerin teknolojik imkanlarla
birlikte sunulması, teknolojik yeniliği kullanan açısından büyük bir
avantaj sağlamaktadır. Müşteri kitlesine daha kolay ulaşmak, onlarla olan
diyalogları kuvvetlendirmek mümkün hale gelmiştir. Bununla birlikte kullanılan
bu teknolojilerin ortaya çıkardığı bir takım mahzurlar da vardır.
Meslekte tekelleşmek, müşteri kitlesini diğerleri aleyhine haksız olarak
genişletmek gibi....
Hukuk düzeninin tesisinde önemli bir
rol oynayan avukatlık mesleği de bunlara örnek olarak sayılabilir. Yargı aşamasının
vazgeçilmez bir parçası olan savunmayı icra eden avukatların da zaman içinde
teknolojik yenilikleri kullanması gerekmektedir. Mesleğin gelişimi, sunulan
hizmetin verimliliği için bu şarttır. Proje aşamasında olan Ulusal Yargı
Ağı Projesi (UYAP)[1]
gerçekleştiğinde savunma mesleğinin icrası ve hizmetin kalitesi de artacaktır.
Teknolojik yenilikler mesleklerin icrasında
ortaya bir takım sorunlar çıkarmaktadır. Bu sorunların bir kısmı bütün
meslekler için geçerli iken diğer kısmı ise avukatlık mesleğinin özelliklerinden
kaynaklanmaktadır[2].
Bu çalışmanın amacı, çağımızın
en popüler gelişmesi ve teknolojik yeniliği olan internette avukatlık mesleğinin
icrasında ortaya çıkacak sorunların ortaya konulmasıdır. Sorunlar özellikle
haksız rekabet açısından ele alınacaktır. Çünkü haksız rekabet hükümleri,
ortaya çıkan sorunların çözümlenmesi için hali hazırdaki Avukatlık
Kanunu’na oranla daha elverişli bulunmaktadır. Çünkü haksız rekabet
kuralları son derece genel hükümler olup, her mesleğe ve gruba
uygulanabilmektedir.
Çalışma önce haksız rekabetin
uygulama alanının tespit edilmesi ile başlayacaktır. Çünkü özel bir
kanuna ve haksız rekabetin özel hükümlerle düzenlendiği bir alanda icra
edilen avukatlık mesleğine haksız rekabet hükümlerinin uygulanabilmesi özel
bir önem arz etmektedir. İkinci olarak, mesleğin internet ortamında icrası
için ilk aşama olan alan isimlerinin üzerinde durulması gerekmektedir.
Üçüncü olarak, avukatların açmış olduğu web sayfalarında haksız
rekabet hallerinin tipik görünümlerine değinilecektir. Avukatlık mesleğinin
internet ortamında icra edilmesinde ortaya çıkan tipik bir haksız rekabet
hali de “arama motorlarında yöneltilme” başlığı altında
incelenecektir. Üçüncü kişilerin ortaya çıkarmış olduğu haksız
rekabet hallerine de kısaca değinilecektir. Sonuç ve önerilerle çalışma
sona erecektir.
Rekabet toplum halinde yaşayan insanlar
arasında her zaman ortaya çıkabilecek bir psikolojik vakıadır. İnsanların
daha iyi şartlar altında hayatlarını sürdürebilmek için birbirleriyle ve
tabiatla yapmakta oldukları mücadele bir tür rekabettir[3].
Hangi amaçla yapılırsa yapılsın rekabet, kötüye kullanılmadığı müddetçe
toplumun ilerlemesi için gereklidir ve topluluk hayatına büyük katkı sağlar.
Rekabetin yapılmasında uygun araçların
kullanılması, ahlak ve dürüstlük kurallarına uygun davranmak
gerekmektedir. Bu yönüyle rekabetin kanuna uygun olması ve de öyle kalması
da şarttır. Aksi halde bu durum, haksız rekabet olarak adlandırılır ve
hukukun öngördüğü yaptırımlarla karşılaşır[4].
Türk hukukunda haksız rekabet, farklı
iki kanun içinde; hem Ticaret Kanunu’nda (m.56-65) hem de Borçlar
Kanunu’nda (m.48) düzenlenmiştir. Haksız rekabetin farklı iki kanun içinde
düzenlenmesi, Ticaret Kanunu’nun geçirdiği tarihi aşamadan kaynaklanmaktadır[5].
Doktrinin genel kabulüne göre bu ikili düzenleme isabetli değildir[6].
Bununla birlikte Yargıtay içtihatlarında tacir olmayan kimseler arasındaki
haksız rekabet hallerine, Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin değil, Borçlar
Kanunu m. 48’in uygulanacağı hükme bağlanmıştır[7].
Bütün bunlardan sonra doktrinde haklı olarak mevcut hukukta bulunan bu ikili
düzenlemenin kaldırılması savunulmaktadır. Haksız rekabete ilişkin düzenlemeler,
diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ayrı bir kanunla yapılmalıdır.
II. AVUKATLIKLA İLGİLİ OLARAK HAKSIZ REKABET HÜKÜMLERİNİN UYGULAMA ALANI
Bu bölümde incelenecek konu haksız
rekabet hükümlerinin avukatlara uygulanıp uygulanamayacağıdır. Avukatlık
mesleği ile ilgili olarak yapılmış bir kanun ve bu kanunla getirilmiş özel
düzenlemeler bulunmaktadır.
Avukatlık mesleğinin öncelikle hangi
hukuki statü içinde değerlendirilmesi gerektiği sorunu incelenmelidir. Öncelikle
avukatlık, bir serbest meslek olmakla birlikte, bilimsel esaslara göre yürütülmekte
ve salt ekonomik çıkarlara dayanmamaktadır. Güven unsurunun ön planda olduğu
bir faaliyeti yürüten avukatlar, toplumsal menfaati de temsil etmektedirler.
Serbest meslek olması ve güven unsurunun ön planda bulunması sebebiyle
tacirlerden ayrılırlar ve tacir olarak nitelendirilemezler. Bilindiği gibi
tacir kâr amacına yönelmişken, avukatlık mesleğinde bu unsur bulunmamakta,
avukatın verdiği hizmetle aldığı ücret arasında doğrudan bir değişim
ilişkisi bulunmamaktadır[8].
Avukatlık Kanununda düzenlenmiş ve bu
çalışmanın konusu ile paralellik gösteren hükümlerin değerlendirilmesi
de gerekmektedir. Haksız rekabetle ilgili olarak görülebilecek bir konu,
Avukatlık Kanunu’nun 55.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre
avukatların iş elde etmek için reklam yapmaları yasaklanmıştır. Fakat
burada belirtilmelidir ki, Avukatlık Kanunu’nun sözü edilen maddesi ile
haksız rekabet kuralları arasında bir takım temel farklılıklar bulunmaktadır.
Söz konusu reklam yasağı kamu hukukunun avukatlık mesleğine dair sınırlayıcı
bir düzenlemesidir. Reklam yasağının temel amacı, güven ilişkisine
dayanan avukatlık mesleğinin ticarileşmesini engellemektir[9].
Oysa haksız rekabete ilişkin hükümler özel hukukun bir parçasıdır ve
ekonomik rekabetin korunmasını amaçlar. Bu bağlamda haksız rekabet, reklamın
yapılması ile değil reklamın içeriği ile ilişkilidir.
Avukatlık mesleğinin de ticari olmasa
bile ekonomik bir yönü bulunmaktadır. Bu ekonomik yönü itibariyle haksız
rekabeti engelleyen bazı hükümlerin Avukatlık Kanunu’nda yer aldığı görülmektedir.
Bunlara örnek olarak Avukatlık Kanunu m. 163/V verilebilir. Avukatlık Kanunu
m. 163/V ile ücret sözleşmesinin kapsamı ve şekli bakımından bazı sınırlandırmalar
getirilmiştir. Bu sınırlamaların amacı, avukat ile müvekkil arasındaki
hak ve çıkarları dengede tutmak olduğu gibi, kamu hizmeti görevini sürdürenler
arasında muhtemel haksız rekabet hallerini de önlemektir[10].
Avukatlık mesleğinin bu özel düzenlemeleri
dışında, mesleğin icrasında haksız rekabet hallerinde genel hükümlere göre
çözüm aranmalıdır. Bu sebeple haksız rekabetin varlığı hakkında BK.m.
48 uygulanmalıdır. Ancak haksız rekabet halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıklar,
Borçlar Kanunu’ndaki düzenlemenin son derece yetersiz olduğu göz önünde
bulundurularak ya İsviçre Federal Mahkemesinin yaptığı gibi “dürüstlük
kuralı” (MK.m. 2) yardımıyla doldurulmalı veya iktisadi rekabetin her türlü
suiistimalinin haksız rekabet sayılması ve bunları da “ticari”saymak görüşünden
hareketle[11] Türk Ticaret Kanunu’nun haksız
rekabete ilişkin hükümleri ile çözülmelidir.
Burada belirtilmesi gerekli bir husus da,
rakipler arasında geçerli olan bir kanun, tüzük, sözleşme yahut mahalli
adetlere göre belirlenmiş iş hayatı koşullarına uyulmaması, haksız
rekabetin kanunda sayılan tipik hallerinden birini teşkil
etmektedir(TTK.m.57/10). Bu sebeple özellikle reklam yasağı hem Avukatlık
Kanunu açısından yaptırıma tabi tutulur hem de haksız rekabetin müeyyidelerine
tabi olur.
1. Alan İsminin Niteliği
ve Sorunun Ortaya Konulması
İnternet sistemi, birbirinden bağımsız
binlerce ağdan oluşmaktadır. Bu bilgisayarların birbiri ile iletişim
kurabilmesi için bunların tanınabilmesi gerekmektedir. Bilgisayarların
birbirlerini tanıyabilmeleri için geliştirilmiş adresler bulunmakta ve
bunlara IP (İnternet Protocol) adresi denilmektedir. Bu sistemde kullanılan
her bir web sayfasının birbirinden farklı isimleri bulunmaktadır. Bu isimler
alan isimleri (Domain Name) olarak adlandırılmaktadır. İnternete bağlanan
kullanıcı, adres kısmına bu isimleri yazdığında bilgisayar, kullanıcıyı
istediği sayfalara ulaştırmaktadır. Aslında alan isimleri gerçekte telefon
numaraları gibi birer sayıdan ibaret olup, sadece kullanıcıların kolay hatırlayabilmeleri
için harf karakterlerine dönüştürülmüştür. “Alan adı” yazıldığı
an, bilgisayar bunları otomatik olarak sayılara çevirmektedir. Her alan adı,
üst düzey alan adı (int, com, edu gibi gTLD-generik Top Level Domain) ve ülke
isimlerini temsil eden (ccTLD-Country Code Top Level Domain) ile alt düzey alan
adı olarak nitelenen bir ön ekten oluşmaktadır. Örneğin Devlet Planlama Teşkilatının
internet adresi olan “dpt.gov.tr” alan adının “gov.tr” kısmı üst düzey
alan adını, “dpt” kısmı ise ikinci düzey alan adını oluşturmaktadır[12].
a. Alan İsmi ve Hukuki
Niteliği
Alan isminin hukuki niteliği üzerinde
tartışmalar bulunmaktadır[13].
Bu tartışmalardan ilki, alan adının teknik özelliğinden kaynaklanmaktadır.
Alan isimlerinin gerçekte birer sayı olması dolayısıyla medeni hukuk anlamında
birer isim değil de, telefon numaraları gibi kabul edilmelerine neden olmuştur[14].
Fakat sadece teknik özelliğine dayanılarak alan isminin nitelemesi yapılamaz.
İnternet kullanıcıları, alan isminin gerçek sayı değerlerini değil, harf
kombinasyonlarından oluşan isimlerini bilmekte ve kullanmaktadırlar. Mahkeme
kararlarında da alan isminin hukuken isim niteliğinde olduğu kabul
edilmektedir[15].
Alan ismi etrafında ortaya çıkan bir
diğer tartışma da alan isminin bilgisayarların tanınmasında kullanıldığı,
bilgisayarların da bir hukuk süjesi olarak kabul edilemeyeceği ve dolayısıyla
alan isimlerinin de hukuki anlamda bir isim olmadığı görüşü savunulmaktadır[16].
İsim, niteliği itibariyle kişilerin tanınmasını sağlayan bir ifade
olmakla birlikte dış dünyada bir bilinci ifade etmekte ve ekonomik alanda da
bir varlığı temsil etmektedir. Alan ismi de aslında iletişimin ana unsuru
olan bilgisayarı ifade etmemekte, bilakis bu bilgisayar yardımıyla başkalarıyla
iletişime geçen bir gerçek ya da tüzel kişiyi ifade etmektedir. Dolayısıyla
burada hukuki anlamda bir ismin varlığından söz edilmelidir.
b. Sorunun Ortaya Çıkması
Gerçek dünyada isimler birden fazla gerçek
ya da tüzel kişi tarafından kullanılabilmektedir. Kullanılan isimlerin
cins, meslek ya da bir meslek ismi olması da kullanımın çokluğu bakımından
sonucu etkilemektedir. Mustafa Sarıkaya isminden birden fazla kişinin
bulunabilmekte, “avukat, doktor, mühendis” gibi meslek isimleri birden
fazla kimseyi niteleyebilmekte ve bu kimselerin her biri tarafından kullanılabilmektedir.
Oysa alan ismi teknik olarak bir kere alınabilmektedir, yani bir alan isminden
dünyada sadece bir tane bulunabilmektedir. Gerçek dünyada kullanılan
isimlerin tekelleştirici ve kısıtlayıcı özelliği bulunmamasına karşın,
alan isimlerinin tekelleştirici ve kısıtlayıcı özelliği bulunmaktadır.
Bu sebeple özellikle meslek isimlerini ilk olarak adına kaydettiren kimse diğer
meslektaşları karşısında büyük bir avantaj yakalamış olacaktır[17].
Cins ve meslek isimleri, ticari hayatta
özel olarak korunmuştur. Bu korumaya örnek olarak Markaların Korunması Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesi örnek olarak verilebilir. Bu
maddeye göre ticari hayatta cins, çeşit, kalite, miktar, amaç bildiren
kelimelerle, herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek veya ticaret
grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve isimler marka olarak
tescil edilemezler. Söz konusu isimleri marka olarak kullanan kimse, rakipleri
karşısında haksız bir üstünlük elde edeceklerdir[18].
Günümüz itibariyle Türkiye’de
avukatlık mesleğinin internet ortamında icra edilmesinde en çok sorun da
alan isimleri konusunda yaşanacaktır. Şimdiye kadar alan ismi olarak alınan
isimlere bakıldığında avukatlık mesleği ile ilgili olan bütün meslek
isimlerinin alındığı ve önce davrananların büyük bir avantajı ele geçirdiği
görülmektedir. Netbul sitesinden tespit edilen ve haksız rekabet teşkil eden
şu örnekler sıralanabilir: www.avukatim.net,
www.hukukrehberim.com,
http://www.avukat.
freeservers.com/, http://www.avukat-tr.com/,
www.online-avukat.com.
www.adaletterazi
si.8k.com, www.hukuk.4mg.com;
www.avukat.tr1.net; www.hukuktürk.com;
www.avuka
tınız.cjb.net; www.avukatfreeservers.com;
www.Avukatlarsitesi.com;
www.online-avukat.com,
www.adaletim.com.
Bu liste daha da uzatılabilir.
Alan ismi olarak kaydettirilen isimlerin
aynı zamanda gerçeği yansıtması da gerekmektedir. Örneğin eğitim şirketlerine
tahsis edilmiş olan “edu” veya bir organizasyon, dernek ve vakıflara
tahsis edilen “org” üst düzey alan isimleri altında avukatlık
faaliyetinin yapılması da ayrı ve çözülmesi gerekli bir sorunu ortaya çıkarmaktadır.
2. Örnek Olaylar
Burada haksız rekabet çerçevesinde değerlendirilen
ve mahkemelerde çözümlenen olaylardan örnekler verilecektir.
a. Osnabrück Mahkemesinde “www.anwalt-lingen.de”
(avukat-lingen) alan ismi altında internet ortamında avukatlık faaliyeti
yapan bir avukata aynı şehirde yani Lingen’de ikamet eden bir meslektaşı
dava açmıştır. Mahkeme bu uyuşmazlığı çözüme kavuşturmuştur[19].
Davacı avukata göre, meslektaşının böyle bir alan ismi altında internette
faaliyet göstermesi rekabetin açık bir ihlalidir. Çünkü böyle bir alan
ismi altında sadece bu yerde bulunan bir avukat değil, o yerde bulunan bütün
avukatların kullanıcıların karşısına çıkması gerekirdi. Bu sebeple söz
konusu alan adı, aldatıcı ve yanıltıcıdır. Ayrıca bu Federal Avukatlık
Kanunu (BRAO-Bundesrechtsanwaltsordnung) 43’e
de aykırı bir reklam olarak değerlendirilmelidir. Alan ismi sahibi ise, davacının
iddialarının doğru olmadığını, söz konusu alan isminin kendisinin sadece
bir elektronik adresi olduğunu belirtmektedir.
Mahkeme olayı inceledikten sonra söz
konusu alan isminin kullanılmasını bir haksız rekabet olarak nitelemiştir.
Davalının kullandığı alan ismi, internet kullanıcıları üzerinde Lingen
şehrinde bulunan bir baro veya avukatlara ait bir organizasyon intibası
vermektedir ki, bu da yanıltıcıdır. Burada sadece “anwalt” (avukat)
kelimesinin tekil halinin kullanılması, yanıltıcılığı ortadan kaldırmamaktadır.
Bu kelime fonksiyonel olarak çoğul anlamıyla aynıdır ve o çevrede her iki
kavram da birbirinin sinonimi olarak kullanılabilmektedir. Ayrıca sitenin içeriği
de haksız rekabetin bir başka görünümünü teşkil etmekte ve Kanunun
(BRAO) 43. maddesini de ihlal etmektedir.
b. Stuttgart Yüksek Mahkemesi ise benzer
bir olayı incelemiştir[20].
Bu uyuşmazlıkta davalı avukat www.0800rechtsanwalt.de
alan ismini almıştır. Davacı, davalının bu alan ismi altında faaliyet göstermesinin
haksız rekabet oluşturduğunu ve “anwalt” (avukat) kelimesinden önce
kullandığı “0800” ekinin durumu değiştirmediği iddiasıyla söz konusu
sayfanın terkini istemiştir. Ayrıca bu ismi almakla, sanal ortamda
faaliyetini tekel haline getirerek haksız rekabetin bir başka görünümünü
de sergilemektedir. Davacı, davalının kullandığı bu alan isminin terkin
edilmesini; davalıya tekrarı halinde 50 bin marka kadar para ve 6 aya kadar
disiplin cezasına verilmesini istemiştir. Davalı ise kullandığı sayılarla
haksız rekabete engel olduğunu, başkalarının kullanımını engellemediğini
ileri sürmüş ve davanın reddini istemiştir. Davalı “önce gelen önce alır”
ilkesine de dayanmaktadır. Fakat mahkeme incelemesinde burada hem BRAO’ya bir
aykırılığı hem de haksız rekabetin varlığını tespit etmiştir. Burada
mahkemeye göre meslek isminin kullanılması haksız rekabet halidir. Kullanılan
“0800” numaraları da gerçeğe uygunluğu zedelemektedir. Bu şekilde
numaraların kullanımı ile bu mesleği yapan bir çok kimse arasında seçiciliği
sağlayarak bu alan adı sahibine avantaj vermektedir. Bu numaralar, telefon
numaraları gibi de düşünülmemelidir. Çünkü burada bu numaralar, bir
meslek ismi ile birlikte kullanılmaktadır.
c. Münih Mahkemesinde görülen bir
olayda ise yine benzeri bir alan ismi seçilmesi karara konu olmuştur[21].
Davalı avukatlar, “www.rechtsanwaelte.de”
(avukatlar) ismini alan ismi olarak almışlardır. Davacılar, bu isim altında
faaliyet gösteren avukatların internet kullanıcılarını kendi sitelerine
haksız olarak kanalize ettiklerini, kullanıcılar
üzerinde bu sitede çok sayıda avukat olduğu izlenimini verdiklerini; bu yanıltıcı
ve engelleyici durumun UWG.m.3 (Haksız Rekabet Yasası)’e ve MarkenG
(Markalar Yasası) m. 8’e aykırı olduğu iddiasıyla terkini talep etmişlerdir.
Bu ismin kullanılmasıyla birlikte de alan isminin tekelleştirici özelliği
dolayısıyla başkalarının kullanımını da engellemektedirler. Mahkeme öncelikle
bu ismin kullanımının ayırıcı bir unsur olmadığı için Haksız Rekabet
Yasası’nın 3. maddesine aykırılığını tespit etmiştir. Kullanılan
isim, meslek ismi olduğundan müşteriler haksız olarak bu web sayfasına yönelmektedir.
İnternette kullanılan alan isimlerinin cins ve meslek isimleri olması halinde
haksız rekabetin varlığının kabul edildiği eski tarihli kararları da
mahkeme emsal karar olarak almıştır. İnternette arama yapılmasına yarayan
arama motorları da, meslek isminin yazılmasıyla birlikte kullanıcıların
karşısına hemen bu sayfayı çıkarmaktadır. Sayfaya girildiğinde ise
sadece bu avukatların ismi görülmektedir.
d.
Bir başka kararda da avukatların mesleklerini, “www.rechtsanwaelte-koeln.de”
(avukatlar-köln) alan ismi altında
icra etmesi, benzeri gerekçelerle mahkemece reddedilmiş; bu gibi isimlerin
alan ismi olarak alınması durumunun haksız rekabetin bir görünümünü oluşturduğu
vurgulanmıştır. Bu tür alan isimlerini kullanan kimseler, hem müşteri
kitlesini kendi web sayfalarına haksız olarak kanalize etmekte hem de
rakiplerinin bu isimler altında internette sunum yapmasını
engellemektedirler. Mahkemeye göre burada “first come, first served” (önce
gelen önce alır) kuralı bir hak sağlamamaktadır[22].
e.
Mahkeme kararlarına yansımamış olmakla birlikte avukatların bir
organizasyonu çağrıştıran isimleri ve üst düzey takıları almaları, gerçeği
yansıtmadığından ve aldatıcı olduğundan dolayı bir haksız rekabet
halini oluşturur[23].
Böyle bir isim potansiyel müşteriler için yanıltıcıdır. Örneğin Türkiye’de
bu duruma http://www.avukatim.net
örnek olarak verilebilir. Bilindiği gibi “net” üst düzey alan ismi,
ancak internet sağlayıcılara tahsis edilen bir isimdir.
1. Web sayfasının
Niteliği ve Ortaya Çıkan Sorunlar
Web sayfası kavramı, World Wide Web
(www) kavramından doğmuştur. World Wide Web, dünyayı saran örümcek ağı
şeklinde Türkçe’ye çevrilmekte ve biri birinden bağımsız birimlerin
internet üzerinden birbirlerine bağlanmalarını ifade etmektedir.
WWW olarak kısaltılan world-wide-web,
90’lı yıllarda Tem Berners-Lee tarafından İsviçre’de CERN araştırma
merkezinde geliştirildi. Kısa zaman içinde Internetin diğer ismi olarak anılmaya
başlanmıştır[24]. WWW, bir web-browseri ile bilgi ve dokümanların
araştırılmasına ve görülebilmesine hizmet etmektedir. Berners-Lee burada dört
farklı tekniği ve olayı bir gelişim içinde birbirine bağlamış ve ayrı
bir bilgisayar programı yazmış ve bunu world-wide-web (dünyayı saran ağ)
olarak adlandırmıştır. WWW’nin yaygınlık nedenlerinden biri de hem yazılı
hem de görsel metinlerin sunulabilme imkanıdır.
WWW sistemi, multimedyaya elverişli bir
Netzwerkprotokoll’a (http)ye sahiptir ve HTML olarak anılan ve resim, metin
ve seslerin elektronik ortamda aktarılmasına yarayan bir program diline
sahiptir. HTML ile diğer web sayfalarına geçiş yapmak mümkün olmaktadır.
Bütün web sayfaları iç içe geçmiş durumdadır[25].
a. Web Sayfasının
Niteliği
Web sayfası kullanıldığı yer ve
fonksiyona bağlı olarak iş evrakı, reklam, kartvizit, vitrin veya elektronik
bir kitap olarak nitelenebilir. Bu niteleme her sayfanın içeriğine göre ayrıca
nitelendirilmektedir. Avukatlık mesleğinin internet ortamında icrası için
mutlaka bir web sayfasına ihtiyaç duyulacaktır. İşte bu web sayfasının içeriği
haksız rekabetin tespiti açısından oldukça önemlidir. Avukatların kurmuş
oldukları web sayfalarını sadece birer elektronik adres olarak nitelemek
ortaya çıkacak sorunları basite indirgemektir. Yabancı ülkelerde bu
sayfalar üzerinden avukatlar, danışmanlık yapmakta ve bu hizmetleri karşılığında
ücret almaktadırlar. Adeta bu sayfalar, avukatın bürosu gibi kullanılmaktadır.
b. Ortaya Çıkan
Sorunlar
Web sayfasının ismi kurallara uygun
olarak haksız rekabet sayılmamasına karşın, içeriği ile değerlendirildiğinde
rekabetin ihlali tespit edilebilir[26].
Akademik bir sayfa niteliğinde hazırlanmış web sayfalarında avukatın
belirli konularda uzman olduğu intibaını veren “gizli reklamlar” hem
avukatlık kanununun reklam yasağını hem de haksız rekabet hükümlerini
ihlal etmektedir.
Avukatın danışmanlık hizmeti, dilekçe
yazma gibi belirli hizmetleri ücretsiz olarak sunması halinde de haksız
rekabetin bir görünümü bulunmaktadır. Avukatlık Kanunu’nun 168/V.
maddesine göre ücretsiz dava alınması halinde,
keyfiyetin Baro Yönetim Kuruluna bildirilmesi gerekmektedir. Ancak bu düzenleme
sadece davanın alınması haline münhasır olup, ücretsiz danışmanlıkları[27]
ve dilekçe yazımını kapsamamaktadır. İnternet sayfasında ücretsiz danışmanlık
yapılması ve dilekçe hizmeti verilmesi, haksız rekabetin bir görünümüdür[28].
Ücretsiz danışmanlık ve dilekçe örneğinin verilmesi, müşterilerin kendi
web sayfasına yönlendirilmesi ve haksız bir reklamının yapılması sayılmalıdır
ki bu da haksız rekabetin bir görünümüdür[29].
İnternette web sayfasına sahip olan
avukatın kendisinin herhangi bir paye, ödül almış olduğunun web sayfasında
duyurulması, onun üye olduğu parti, cemaat ve grupların gösterilmesi
halleri de haksız rekabettir. Kendisi hakkında tecrübeyi çağrıştıran ve
diğer meslektaşlarının karalanması sonucunu doğuran ifadeler birer haksız
rekabet halidir.
2. Örnek Olay
Nürnberg-Fürth Mahkemesinde görülen
bir uyuşmazlıkta son derece ilginçtir[30].
Uyuşmazlığın her iki tarafını da avukatlar oluşturmaktadır. Taraflardan
davalı avukatın web sayfasında oluşturulan bir ziyaretçi defteri uyuşmazlığın
odak noktası olmuştur[31]. Davalı taraf, web sayfasında bir
ziyaretçi defteri açmış ve sitesini gezenlere ziyaretçi defterine not
yazabilmelerine imkan sağlamıştır. Davalı avukat, bu defterin oluşumuna
herhangi bir katkıda bulunmamaktadır. Bu deftere yazılanlar, web sayfasını
sonradan ziyaret eden kimselerce de okunabilmektedir. Davacı avukat, bu sitenin
müşteri ve onların adreslerini toplamaya yönelik yapıldığını ve bunun
da avukatlık mevzuatına aykırı olduğunu iddia ederek, web sayfasının
kapatılmasını talep etmiştir. Davalı avukat ise, söz konusu defterin
sadece elektronik bir ortam oluşturduğunu, içeriğine kendisinin müdahale
etmediğini, burada bir reklam yapmadığını, kaldı ki, böyle bir reklamın
bu defterde varlığı kabul edilse bile bu durumun BRAO m. 43 ve şimdiye kadar
ortaya konan içtihatlara aykırı olmadığını ileri sürmektedir. Bir müvekkilin,
kendisi hakkında övücü düşüncesini açıklama imkanından bir yasak çıkarılmaması
gerektiğini; ziyaretçi defterine konulan açıklamalar, avukatın kendisinin
veya kendisi tarafından yönlendirilen kimselerce yazılmadığını ileri sürmüştür.
Tarafların savunmasından sonra mahkeme,
davalının ziyaretçi defterini mahkeme reklam yasağı getiren BRAO m.43 ve
UWG m.1 (Haksız Rekabet Yasası) ile bağdaşmadığı kanaatine varmıştır.
Bu davalıya yasaklanan haksız rekabetin de tipik bir görünümünü arz eder.
Avukatın web sayfasında yer alan ziyaretçi defteri muhtemel bir haksız
rekabet tehlikesini oluşturmaktadır. Çünkü hayatın normal akışına göre
ziyaretçi defterine not düşenler, daha ziyade övücü düşüncelerini dile
getirmektedirler. Bu içeriğin haksız rekabeti engelleyebilmesi için davalı
avukat tarafından sürekli kontrolü de mümkün değildir ve ziyaretçilerin
bu düşüncelerinin silinme imkanının uygulaması da son derece zordur.
Burada davalının övülmesi, hatta başka meslektaşları ile karşılaştırılması,
yani haksız rekabetin icra tehlikesi çok yakındır ve söz konusu web sayfasında
ziyaretçi defterinin sunulması engellenmelidir. Davalının aleyhine verilen
karar, temyiz merciinde incelenmiş ve benzer gerekçelerle reddedilmiştir[32].
1. Arama Motorları
İnternette bir bilgi arayan kullanıcılar,
arama motoru denilen ilgili bölümlere aranan anahtar kelimeleri vermekte ve bu
kelimeler yazım programları ile istenilen dil veya dillerde taranabilmektedir.
Bu arama motorlarına Nestcape, Yahoo, Alta-vista, Ara-bul, Netbul siteleri örnek
olarak verilebilir.
2. Arama Motorlarına
Verilen Yönlendirici Kelimeler
Browserlerin[33]
hazırlanan sayfaya yöneltilebilmesi için arama mekanizmalarınınn
meta-taging denilen bir yöntemle maniple edilmesi gerekmektedir. Bu maniple,
web sayfasının esas başlığında (header) bulunmayan kelimelerin bir liste
halinde arama motorlarına verilmesiyle yapılmaktadır[34].
Bu konuda Danimarka’da verilmiş güzel bir karardan bahsetmek gerekmektedir.
Karara söz konusu olan olayda Melitta Grubu’nu arayan internet kullanıcıları,
meta-taging usulüyle bir kahve filtre tarbaları imal eden firma tarafından
“Melitta” ismi ile kendi sitelerine çekilmektedir. Burada dürüstlük
kuralına aykırı bir şekilde bu grubu arayan kimselerin firmanın sayfasına
çekildiğine karar verilmiştir[35].
Bir başka olayda ise Mannheim’da oturan ve tescilli markasını arama
motorlarına veren davacının karşısına 10 adet web sayfası çıkmıştır.
Davacı ile aynı işi yapan ve davacıya ait tescilli markayı kullanan davalının
Markalar Kanunu ve Haksız rekabet Yasası’na aykırı hareket ettiğine karar
verilmiştir[36].
Meta-taging’e doktrinde verilen güzel bir örneğin buraya aktarılması
gerekmektedir[37]: “Bir işyeri sahibi “Biz Canon ürünlerini
satıyoruz. Siemens ürünleri de iyi olmasına karşın bunları satmıyoruz”
şeklinde bir ibareyi web sayfasında kullanmıştır. Arama motorlarına
“siemens” kelimesi verildiğinde otomatik olarak söz konusu işyeri
sahibinin web sayfası da sonuç listesi içinde yer almaktadır. Diğer yayın
araçlarında bu şekilde bir ibarenin kullanılması rekabete aykırı değildir.
Ancak internette bu şekildeki bir ibare Siemens müşterilerini yanlış yönlendirebilmekte
ve uyuşmazlıklara sebep olabilmektedir.
İnternette aradığı bir siteye anahtar
kelimelerle ulaşmaya çalışan kimsenin karşısına sonuç, kabarık bir
liste halinde çıkabilmektedir. Bu listeyi gören internet kullanıcıları çoğu
zaman bu sayfaların isim ve içeriklerinin aradığı kelimelerle ilgisinin
olmadığını görmektedir. Arama motorunun çalışma sistemini bilmeyen
kullanıcı, çoğu kez karşısına çıkan kabarık liste arasında seçim
yapamamakta ve de internet olayını kaosa benzetebilmektedir. Aramadığı,
ilgisiz siteler karşısına çıkan web sayfalarının içeriğini deneme-yanılma
yoluyla ziyaret eden kullanıcı, aslında web sayfalarının arama motorlarına
eklenmesinde kullanılan anahtar kelimelerin ağına takılmaktadır. Web sayfasının
hazırlayıcısı ise anahtar kelimeleri son derece geniş bir yelpazeden seçebilmektedir
(Bkz. EK-1 ve 2).
2. Örnekler
Örnek olarak ceza hukuku veya sigorta
hukuku kelimelerini söz konusu arama motorlarına verdiğinizde, karşınıza
çıkan avukat sayfaları dolaylı olarak sizi sitesine çekmekte, belirli bir
branşta uzmanlık bilgisine sahip olduğu intibaını vermektedir. Bu da iş koşullarına
uymama (TTK.m.57/10) dolayısıyla haksız rekabet teşkil etmektedir.
“Ceza hukuku” kavramı ile
“arabul.com” sitesinde arama yaptırıldığında altı adet web sayfası
listelenmektedir. Aynı kavram için “netbul.com”
sitesinde tam 33 adet web sayfası bulunmaktadır. Bu sayfaların bir çoğunun
sahibi de avukatlardır. “Sigorta hukuku” kavramı altında netbul.com
sitesinde birer avukatın faaliyet gösterdiği görülürken “ticaret
hukuku” kavramı altında yüzlerce sitenin bulunduğu ve bunların önemli
bir kısmının avukatlara ait olduğu görülür.
İnternet üzerinde avukatlık mesleğini yapmadığı
halde mesleki faaliyetlerin yürütüldüğü izlenimini veren kimselerin bu
davranışları da bir haksız rekabet halidir. Ayrıca web sayfalarında
ziyaretçilere belirli avukatların isimlerinin verilmesi ve tavsiye edilmesi de
haksız rekabet halini teşkil etmektedir. Aynı şekilde bir avukatın
karalanması halinde de haksız rekabet hali mevcuttur. Bir mahkeme kararında
belirli kriterlere göre “En iyi 500 avukat” şeklinde bir isim listesi
verilmesi haksız rekabet olarak kabul edilmiştir[38].
Avukatın dışındaki kimselerin haksız
rekabet yapmaları halinde bu kimselere karşı haksız rekabete ilişkin
davaların açılması mümkündür. Haksız rekabeti işleyen kimsenin tacir
olması gerekmediği gibi, arada rekabet ilişkisinin bulunmasına da gerek
yoktur.
Haksız rekabetin varlığının tespiti
halinde haksız rekabete dayalı davaların açılması mümkündür. Haksız
rekabet fiilinin tacir olmayanlar arasında gerçekleşmesi sebebiyle BK.m. 48 hükümlerine
göre dava açılmalıdır. Borçlar Kanunu m. 48’e göre haksız rekabetin
gerçekleşebilmesi için yanlış ilanlar yahut iyiniyet kaidelerine aykırı
sair hareketler ile, bu fiiller ve onlara maruz kalan kimsenin müşterilerinin
azalması veya müşterilerini kaybetmek korkusuna maruz kalması gerekmektedir.
İyiniyet kaidelerine aykırı şekilde davranışlar nedeniyle müşterileri
azalan veya azalma tehlikesine
maruz kalan kimse rekabetin men’i ve uğradığı zararın tazmini için dava
açma hakkına sahiptir. Burada görüldüğü üzere haksız rekabetin varlığı
halinde dava açabilmek için bir takım koşulların varlığı gerekir. Haksız
rekabet sonucu müşterileri azalmayan yahut müşterilerini kaybetme
tehlikesine maruz kalmayan bir kimsenin BK.m. 48’den yararlanması ve haksız
rekabet davalarını açması mümkün değildir. Oysa hiç şüphesiz müşteriler
azalmadan da bir kimsenin haksız rekabet sonucu zarar görmesi veya zarar görme
tehlikesine maruz kalması mümkündür[39].
Borçlar Kanunu’nda öngörülen haksız
rekabetle ilgili hükümlerin kapsamı, Türk Ticaret Kanunu’nun haksız
rekabet hükümlerine göre son derece dardır. Öncelikle BK.m.48’e dayanarak
tazminat davası açma hakkının, haksız rekabet fiilinin devamı veya tekrar
edilme tehlikesi durumunda yeterli olduğu söylenemez. BK.m.48’de haksız
rekabet sonucu elde edilen menfaatin ne olduğu konusunda da bir boşluk
bulunmaktadır. BK.m.48’in kaleme alınış biçiminden anlaşılan, haksız
rekabet sonucu elde edilen haksız menfaatin bile haksız rekabeti yapan
kimsenin elinde kalabileceğidir. Oysa Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre
haksız rekabet yapan kimsenin elinden bu menfaatlerin alınması imkanı
mevcuttur.
BK.m.48, zararın miktarının ispatı
konusunda açık bir hüküm içermediğinden genel kurala, yani BK.m.42/I’e
gidilecek ve zarar davacı tarafından ispat edilecektir. Oysa Türk Ticaret
Kanunu hükümlerine göre davacı haksız rekabet yüzünden uğramış olduğu
zararları ispat yükümünden kurtarılmış ve mahkemenin tazminat olarak
davalının haksız rekabet sonucu elde etmesi mümkün görülen menfaat karşılığına
bile hükmedilebilmesine olanak tanınmıştır.
Borçlar Kanunu’na göre davacı, zarar gören kimse yani
haksız rekabete uğrayandır. Buna karşın Türk Ticaret Kanunu hükümlerine
göre müşteriler ve nizamnamelerine göre üyelerinin mesleki ve ekonomik
menfaatlerini korumaya yetkili mesleki ve ekonomik birlikler de tazminat davası
dışındaki haksız rekabet davalarını açabilirler. Yani BB.m. 48’e göre,
avukatlık
mesleğine mensup olanların; müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki
faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun
olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve iş
sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere
meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kurulan tüzel kişiliğe
sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olan Barolar (Avukatlık
Kanunu m. 76), haksız rekabet davası açamayacaklardır.
Görüldüğü üzere Ticaret
Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabet hükümleri haksız rekabete uğrayan
kimseleri daha koruyucu hükümler içermekte ancak bunlar sadece tacirler arasında
uygulanabilmektedir. Avukatların internet ortamında mesleklerini icra ederken
yapmış oldukları haksız rekabet hallerine Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanacaktır.
Doktrinde haklı olarak savunulan görüşe
göre[40]
Ticaret Kanunu’nda sayılan her husus ticari iş ve rekabetin her türlü kötüye
kullanımı da haksız rekabet kabul edildiğine göre bütün bu hallere TK.m.
56-65’i uygulamakla sorun halledilebilir. Böylece BK.m.48’i uygulama alanından
çıkarılmasıyla bütün haksız rekabet hallerine Ticaret Kanunu hükümlerinin
uygulanması mümkün hale gelebilir.
Çağın en popüler iletişim aracı
olan internetten avukatların yararlanmaması düşünülemez. Ancak bu
yararlanmanın da mesleki ve hukuki sınırları bulunmaktadır. Özellikle
avukat, internet ortamında mesleğini icra ederken haksız rekabet yapmamak
zorundadır. Haksız rekabeti önleyen kurallar, ticari hayatın vazgeçilmez şartları
olduğu kadar güvene dayalı bir serbest meslek olan avukatlık için de
mesleki bir zarurettir.
Avukatlık mesleğinin internet ortamında
icra edilmesi, haksız rekabetin yeni görünümlerini ortaya çıkarmıştır.
Çalışmada internet ortamında ortaya çıkabilecek başlıca haksız rekabet
halleri ele alınmıştır.
- İnternette alan isimlerinin tekelci bir mahiyet taşımaları sebebiyle cins ve meslek isimleri ve reklam yasağının dolanılmasını teşkil eden isimler, alan ismi olarak seçilmemelidir.
- Avukatlar almış oldukları alan isimlerini, yanıltıcı ve gerçeğe uygun olmayan üst düzey alan isimleri ekleriyle kullanmamalıdır.
- Web sayfalarında içerik kontrol
edilmeli ve avukatı övücü, uzman olarak niteleyici ibarelerin bulunmaması
gerekmektedir. Bu meyanda web sayfalarına düşülen ziyaretçi notları da
haksız rekabet teşkil edebilir.
- Nihayet arama motorlarına verilen
anahtar kelimelerle internet kullanıcıları avukatların web sayfalarına haksız
olarak yönlendirilmemeli ve arama motorları gizli reklamın vasıtası olarak
kullanılmamalıdır.
- Haksız rekabetin üçüncü kişilerin
web sayfalarında da ortaya çıkması mümkündür. Web sayfalarında avukat
tavsiye edilmesi, avukat listesinden seçme yapılması haksız rekabetin görünümlerindendir.
Haksız rekabetin varlığını tespitte internet ortamının iyi bir
tahlili yapılarak karar verilmelidir. Haksız rekabetin ve rekabeti yapan
avukatın tespitinde mesleki disiplin kuralları işletilebileceği gibi haksız
rekabetten doğan davaların açılması da mümkündür.
Haksız rekabetin Türk Hukukunda ikili bir düzenlemenin bulunması ve Yargı kararlarında tarafları tacir olmayan ve ticari iş sayılmayan davalara Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır. Bu sebeple yeni bir düzenleme yapılarak bütün haksız rekabet hallerine uygulanabilecek Haksız Rekabet Yasası çıkarılmalıdır.
Ayrı bir “Haksız Rekabet Yasası” çıkarılıncaya kadar, Barolar gibi mesleki teşekküllerin de haksız rekabet davalarını açabilmesine olanak sağlayan ve avukatlar arasındaki haksız rekabet hallerinin Türk Ticaret Kanunu’nun 56-65. maddelerine göre çözümleneceğine ilişkin bir hükmün, Avukatlık Kanunu Tasarısı’na konulması sorunları çözecektir.
Abs.
: Absatz (Paragraf).
BGH : Bundesgerichtshof (Federal Temyiz Mahkemesi) .
BK.
: Borçlar Kanunu.
Bkz
: Bakınız.
BRAO
: Bundesrechtsanwaltsordnung (Federal Avukatlık Kanunu).
C.
: Cilt.
GRUR
Int
: Gewerblicher Rechtschutz und Urheberrecht- International (Mesleki
Hukuki Koruma ve Fikri
Haklar- Uluslararası (Süreli Yayın).
HD.
: Hukuk Dairesi.
LG
: Landgericht (Bölgesel) (asliye mahkemesi).
m.
: Madde.
OLG
: Oberlandesgericht (Temyiz Mahkemesi).
s.
: Sayfa.
S.
: Sayı.
TTK
/ TK
: Türk Ticaret Kanunu.
UWG
: Gesetz
gegen den unlauteren Wettbewerb (Haksız Rekabet Yasası).
YD.
: Yargıtay Dergisi
YKD.
: Yargıtay Kararları Dergisi.
vd.
: Ve devamı.
* 21.6.2001 tarihinde İstanbul Barosu Konferans serilerinde verilmiş konferans metnidir.
*
A.Ü. Erzincan Hukuk Fakültesi
Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi
[1]
Bu konuda geniş bilgi için
bkz. YENİAY, M.A.: “Bilgi Teknolojilerinin Hukuk Alanında Kullanılması”,
Bilişim Toplumuna Giderken Psikoloji, Sosyoloji ve Hukuk’ta Etkiler
Sempozyumu 2001, Ankara, s. 99 vd.
[2]
Örneğin Almanya’da bir
avukat, bizdeki 900’lü numaralarda olduğu gibi fazladan ücrete tabi bir
telefon numarasında hukuki danışmanlık yapmaya başlamıştır.
Mahkemeye intikal eden bu olay, meslek kurallarına aykırı bulunmuş ve
haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir Bkz. “Anwalts-Hotline Kararı”
LG Mönchengladbach, 20.5.1999 www.strömer.de).
[3]
AYHAN, R.: Haksız Rekabet Münasebetiyle
Elde Edilen Menfaatlerin İadesi, Konya 1990, s. 3.
[4]
AYHAN, s. 4.
[5]
Bu konuda geniş bilgi için
bkz. GÖLE, C.: Ticaret Hukuku Açısından Aldatıcı Reklamlara Karşı Tüketicinin
Korunması, Ankara 1983, s. 153 vd.
[6]
GÖLE, s. 155; KARAYALÇIN, Y.:
Ticaret Hukuku, C.1, Giriş-Ticari İşletme , Ankara 1968, s. 452;
ARSLANLI, H.: Kara Ticareti Hukuku Dersleri, Umumi Hükümler, İstanbul
1960, s. 222; ARKAN, S.: Ticari İşletme Hukuku, s. BOZER, A.: Bankacılar
İçin Ticaret Hukuku Bilgisi, B. 8, s. 93, 94. Aksi görüş için bkz. ÖRS,
H.F.: Türk Hususi Hukukunda Haksız Rekabet, Ankara 1958, s. 24 vd.
[7]
“FSEK 84/I’e göre, eser
niteliğinde olmayan bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan
bir alet üzerine tespit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan
ya da yayan kimse, aynı işaret, resim veya sesin üçüncü bir kişi
tarafından aynı vasıtadan yararlanılmak suretiyle çoğaltılmasını
veya yayımlanmasını yasaklayabilir. Aynı maddenin II. fıkrası uyarınca,
tecavüz eden tacir olmasa bile I. fıkra hükmüne aykırı hareket edenler
hakkında haksız rekabete ilişkin hükümler uygulanır (ayrıca FSEK
83’e de bkz.). Bu halde –tecavüzde bulunan tacir değilse- BK.nun haksız
rekabete ilişkin (md.48) uygulanır (11.HD., 15.5.1989, E. 2889, K. 2929,
YKD. 1990, C. 16, S.1, s. 64-65).
[8]
Geniş bilgi için bkz. ÖZKAN,
(Sungurtekin), M.: Avukatlık Mesleği, Avukatın Hak ve Yükümlülükleri,
İzmir 1999, s. 27 vd.
[9]
ADAY, N.: Avukatlık Hukukunun
Genel Esasları, İstanbul 1994, s. 77;
ÖZKAN, s. 28.
[10]
ÖNAL, H.: “Müvekkilin Ücret Ödeme Borcu ve Avukatlık Ücreti”,
YD. 1983, S. 3, s. 341.
[11]
KARAYALÇIN, s. 452.
[12]
Geniş bilgi için bkz. MEMİŞ, T.: “İnternette Cins ve Meslek İsimlerinin
Alan İsmi Olarak Kullanılması ve Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar”, Atatürk
Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Erzincan 2000, C. VI, S.
1-2, s. 464 vd.
[13]
Bu tartışmalar hakkında daha ayrıntılı bilgi için bkz. MEMİŞ,
T.: “Alan İsmi Etrafında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar”, Bilişim
Toplumuna Giderken Psikoloji, Sosyoloji ve Hukuk’ta Etkiler Sempozyumu
2001, Ankara, s. 203 vd.
[14]
Bu konuda bir karar örneği için bkz. LG Köln, 17.12.1996 (www.online-recht.de/vorent.html?
LGKoeln961217a).
[15]
Bkz. OLG Köln, 18.12.1998, (www.online-recht.de/vorent.html?OLGKoeln981218);
LG Braunschweig, 28.01.1997 (www.online-recht.de/vorent.html?LGBraunschweig970128).
[16]
KUR, A.: “Namens-und Kennzeichenschutz im Cyberspace”, Computer
und Recht, 1996, s. 591.
[17]
Türkiye’de böyle bir site için bkz. www.online-avukat.com
.
[18]
ARKAN, S.: Marka Hukuku, C.I, Ankara 1997, s. 77.
[19]
LG Osnabrück, 16 O 359/00 (97) (www.internetrecht-Online-Recht.de).
[20]
OLG Stuttgart, 22.10.1999 (www.stroemer.de/OLGStuttgart).
[21]
LG München I, 16.11.2000, (www.netlaw.de).
[22]
LG Köln, 7.9.1998 (www.gravenreuth.de/kennzei.html).
[23]
THOMANN, F.H.: Rechtsprobleme des Online-Datenverkehrs (1996-1997), www.rzmw.ch/docs/ thom01.rtf,
s. 19
[24]
LAGA, s. 4, 6. Elektronische Signatur, World-Wide-Web, s. 13; HOEREN,
T.: Rechtsfragen im Internet, 2000, s. 17.
[25]
TACKE, S.: Identifizierung und Authentifizierung, www.jura.uni-tuebingen.de/ri/96ws/tacke/seminar.htm;
EICHHORN, s. 21; KÖKSAL, A.T.: İnternet Sizden Korksun,
2. Baskı, İstanbul 1997, s. 202 vd.
[26]
Schwabich’de bir telefon defterine avukatın iki sayfa rezerve
ederek “sizin haklarınız” başlığı ile “hukukla ilgili ne varsa
burada” cümlesi hem Federal Avukatlık Kanunu m. 43’ün hem de Haksız
Rekabet Yasası’nın 1. maddesinin ihlali olarak değerlendirilmiştir
(OLG Stuttgart, 27.10.2000 (www.jurawelt.com/gerihtsurteile).
[27]
Türkiye’de böyle birkaç sitede internet kullanıcılarına ücretsiz
e-posta yoluyla danışmanlık hizmeti verilmektedir. Örnek olarak bkz. http://www.avukatim.net;
http://www.cafedost.com/
[28]
Örneğin bir boşanma davası dilekçesinin yer aldığı bir site:
http://www.perihan1.homestead.com/
[29]
Avukatlık
Kanunu’nun 51. maddesine göre
“avukatlar, baroda yazılı olan bürolarından başka yerlerde, mahkeme
salonunda veya adalet binasının başka bir yerinde iş sahipleri ile
hukuki danışmada bulunmaktan ve iş kabul etmekten yasaklıdırlar. Yukarı
ki fıkra hükmü, avukatın özel olarak çağrıldığı hallerde
uygulanmaz”.
[30]
LG Nürnberg-Fürth, 21.10.1998 (www.online-recht.de).
[31]
Türkiye’de ziyaretçi defterinin verildiği bir örnek avukat
sitesi için bkz. www.hukukcu.gen.tr.
[32]
Bkz. OLG Nürnberg, 23.3.199 (www.online-recht.de).
[33]
Webde yayınlanan bilgiyi aramak için kullanılan bir yazılım
paketi; en çok kullanılan Microsoft Internet Explorer ve Nestcape’dir.
[34]
MANKOWSKİ, P.: Besondere Formen von Wettbewerbsverstössen im
Internet und Internationales Wettbewerbsrecht, GRUR Int. 1999, Heft 12, s.
998.
[35]
Ø.L.D. UfR 1999, A 531, 535 f. (MANKOWSKİ’den naklen, s. 999).
[36]
LG Mannheim, 1.8.1997 (www.raekoeve.de).
Benzer davalar için bkz. OLG Frankfurt am Main, 5.10. 1989 (www.online-recht.de/vorent.html?LGBraunschweig970128).
[37]
LAGA, G.: “Neue Techniken im World Wide Web-EineSpielweise für
Juristen?” JurPC Web-Dok. 25/1998, Abs. 48 (www.jura.uni-sb.de/jurpc/aufsatz/19980025.htm).
[38]
BGH, 30.4. 1997 (www.raekoeve.de).
[39]
ÖRS, s. 27.
[40]
KARAYALÇIN, s. 452.